Menu

Sessiz Tayfun 2020

Yazının başlığı ne bir tatbikatın ne de bir aksiyon filminin adı. Küresel sistemin giderek öngörülemez bir ufka doğru yol aldığı 2019 yılının ikinci yarısı, daha karmaşık bir yeni yılı müjdeliyor. Gazeteciler, akademisyenler, politikacılar, uluslararası ilişkiler alanında uzman bürokratlar Güneydoğu Asya’dan Grönland’a, Venezuela’dan Meksika sınırına kadar yayılan geniş bir satıhta daha önce benzeri görülmemiş krizleri anlamlandırmaya çalışıyor. Her seferinde dönüp dolaşılıp gelinen yer “Yeni bir Soğuk Savaş mı?”, “Bir 3. Dünya Savaşı mı?” sorularının yanıtının arandığı 20. yüzyıldan kalma modeller üzerinden bir yanıt arama çabası oluyor. Kimileri ise 1991’de Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından tek kutuplu dünyanın dengeleri tesis etmedeki yetersizliğine bakarak içerisinde bulunduğumuz süreci bir “Kaos Dönemi” olarak özetlemeyi tercih ediyor.

Ancak karşımızda yükselen küresel yapı giderek bir kaos olarak nitelenebilecek kadar basit olmaktan çıkarak, karmaşık bir düzen halini alıyor. Bu düzenin içerisinde artık geçmişte olduğu gibi iki ayrı bloğun, ülkeleri birbirinden ayıran demirperdelerin gerisindeki coğrafyalara hakim olmaları, halklar üzerinde tahakküm kurmaları ya da ideolojik temelli uluslararası ittifaklar inşa etmek yeterli değil. Ülkelerin enerji ve sağlık altyapılarını çökertecek siber ordular, ticaret savaşlarında piyon olarak öne sürülecek yüksek teknoloji şirketleri, sivil itaatsizlik eylemlerinin kışkırtılacağı özerk bölgeler, yeni silah ve uzay sistemlerini çalacak kapasiteye sahip siber korsanlar içerisinden geçtimiz savaş çağının temel taşları haline geldi. Toprak parçalarına, enerji yataklarına, deniz geçitlerine sahip olmak yeterli değil. Siber dünyada hakimiyet sağlamak, dünya yörüngesindeki uyduların güvenliğini temin etmek, 1970’lerde rafa kaldırılan Ay ve uzay yolcularını yeni boyutlarıyla tasarlamak, nükleer saldırı ve savunma kapasitesini geliştirmek de yeni oyunun kurallarına dahil. 2019 yılı ile Suriye ve Ukrayna’daki vekalet savaşlarını yerini alan bu “Gölge Savaşlar” diyebileceğimiz karanlıkta geçen mücadele, 2020 yılı ile daha ete kemiğe bürüneceği bir rotada ilerliyor. Bu rotanın belirlenmesinde asli rol oynayan ise bir kez daha Amerika Birleşik Devletleri. 2017 yılında Donald Trump gibi bir karakterin Başkanlık koltuğuna oturması uzun bir süre “Amerikan İmparatorluğu”-nun Roma gibi yıkılmaya yüz tuttuğunun bir işareti olarak yorumlandı.

MAKALENİN DEVAMINI DERGİMİZE ABONE OLARAK OKUYA BİLİRSİNİZ...

Mehmet A. KANCI
Araştırmacı

Go Back

Bu yazı için yorumlar devre dışı bırakıldı.